18.04.2014

BİR YIL SONRA DURUP BU NOKTADA BAKMAK, YAZMAK...

(blog: Defterden Notlar)

Defterden Notlar'ı oluşturup burada yazmaya başlayalı bir yıl olmuş farketmeden de.
Bu noktada durup da düşündüğüm zaman aklıma ilk gelen şey bir söz oldu. İzleyenler hatırlayacaktır. Genç yaşta kaybettiğimiz Seyfi Teoman'ın ''Bizim Büyük Çaresizliğimiz'' filminde Ender karakteri şöyle bir şey söyler: ''Okumak kimilerine yazmayı öğretir, banaysa yazmamayı öğretti''


Bu söz her aklıma geldiğinde ne kadar bocaladığımı düşünüyorum aslında. Çünkü kendi açımdan düşününce hak veriyorum. Kitap okudukça, yeni şeyler öğrendikçe, o usta kalemleri okudukça aslında ne kadar da kaleminizin küçük kaldığını anlıyorsunuz. Bir cesaret kırılması oluyor bazen. Öyle satırlar okuyorsunuz ki okurken kendi yazdıklarınızdan utanır hale gelebiliyorsunuz. Bu yüzden bazen hiç yazmıyorsunuz, sadece okuyorsunuz.
Bu işte bir ters orantı var gibi. Okudukça, veya daha doğrusu sadece okumak için de geçerli değil. Aynı zamanda dinledikçe, izledikçe dünyanız genişliyor, bilgi dağarcığınız artıyor ama sanki bir yandan da kendinizi bir ''hiç'' olarak hissetmeye doğru yol alıyorsunuz. Çünkü bu bir açlığa yol açlıyor. Daha çok okuma, daha çok izleme, daha çok dinleme ve daha çok ''keşfetme'' duygusu.

Ama işte her ne kadar bir noktada cesaret kırılması yaşasa da insan, o keşfetme duygusunun da itelemesiyle yazmayı denemek istiyor. Bir şeyler denemek. Hiçbir beklenti olmadan, sadece içindekileri dökerek yazmayı denemek.
Sanırım bu yüzden de işte ürkek adımlarla yazmayı denemeye devam ediyorum ben. Okumak yazmamayı öğretse de, bir yandan da ısrarla bir şeyler karalayabilmek istiyorum. Bu yüzden karalamaya devam ediyorum bu noktada.

Gelelim bu blogun öncesine...


devamı....


not: BBM ilgili sayfasında  değişiklik yapıldığından burada paylaşıldı, daha sonra ait olduğu BBM sayfasına taşınacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder